Haberin Ana Merkezi


Vanı Tanıyalım


Van
ili, 42 / 40 ve 44 / 30 doğu boylamlarıyla, 37 /
43 ve 39 / 26 kuzey enlemleri arasında yer alır.
İl toprakları; 19.069 km’dir. Bu Türkiye
topraklarının % 2,5′ni oluşturur.

 
Van, kuzeyde Ağrı ili’nin Doğubeyazıt, Diyadin,
Hamur ilçeleri; batıdan Van Gölü ile Ağrı
ili’nin Patnos; Bitlis ili’nin Adilcevaz, Tatvan
ve Hizan ilçeleri, Güneyden Siirt ili’nin
Pervari ilçesi, Şirnak ili’nin Beytüşşebap
ilçesi ile, Hakkari ili’nin Yüksekova ilçesi ile
sınırlıdır. İlin doğusunda ise İran devleti yer
alır.

 

 
Tarihi

 
Arkeolojik araştırmalara göre Van ili yazılı
tarih öncesi dönemleri M.Ö. 5000 – 3000 yılları
Kalkolitik dönem başlarına kadar uzanmaktadır.
M.Ö. 2000 yılında bu bölgede ilk olarak devlet
kuranlar Hurrilerdir. Daha sonra Hurrilerin
bölgedeki devamı olan yerli kavimler tarafından
M.Ö. 900 yıllarında başkentleri Tuşba ( VAN)
olan Urartu devleti kurulmuştur. Urartular M.Ö.
612 yılına kadar Van Bölgesinde güneyde yukarı
Mezopotamya’ya kadar uzanan topraklarda hüküm
sürmüşlerdir. M.Ö. IX. Yüzyılda Kral Sarduri
tarafından Van kalesi yaptırılmıştır. M.Ö. VII.
Yüzyıl başlarında Mezopotamya’dan Anadolu’ya
akınlar düzenleyen Asurlular, Van kalesini ele
geçirince, Urartular Tuşba yakınlarında
Rusahinili (Toprakkale) şehrini kurarak
varlıklarını devam ettirmişlerdir. M.Ö. 612
yılında Anadolu’ya gelen Medler, büyük Urartu
Kırallığı’na son vermişlerdir.

 
Yerleşik bir nizam kuramayan Med Krallığı,
Persler’e yenilip yıkılınca Van ve yöresi M.Ö.
332 yılına kadar Pers, M.Ö. 129 yılına kadar
Büyük İskender’in doğu seferinden sonra
Makedonyalılar ve M.Ö. 88 yılına kadar da
Partların egemenliğinde kalmıştır.

 
Tarihi dönem içerisinde Van ve yöresi Romalılar
ile Sasaniler arasında çatışma sebebi olmuştur.
M.S. 395 yılına kadar Sasani, sonra da Bizans
egemenliğinde kalmıştır. Hz. Osman zamanında
Bizans’ı bozguna uğratan Müslüman orduları 644
yılında Van ve yöresini ele geçirmiş, bu
hakimiyet Emevi ve Abbasi devletleri tarafından
da sürdürülmüştür. Eskiden beri Van bölgesinde
yaşayan Ermeni azınlığı, kısa bir süre Van
çevresinde bir krallık kurmuş ve İslam
İmparatorluğu’na tabi olmuşlardır. Hıristiyan
sanatının mühim bir eseri olan Akdamar Kilisesi,
aynı adı taşıyan ada üzerinde Kral Gagik
tarafından 915-921 yılları arasında
yaptırılmıştır.

 
Çağrı Bey döneminde Anadolu’ya keşif amaçlı
yapılan seferler, 1071 Malazgirt zaferiyle
neticelenmiş, Van ve çevresi Büyük
Selçuklular’ın egemenliğine girmiştir. Büyük
Selçuklular’dan sonra bir süre Eyyübi
egemenliğinde kalan şehir, 1230 yılında
Karakoyunlular’ın hakimiyetine girmiştir. Bu
tarihlerde eski Van şehrinde bulunan Ulu cami,
Karakoyunlu Yusuf tarafından yaptırılmıştır.
Karakoyunlular’ın Uzun Hasan’a mağlup
olmalarıyla Van ve havalisi Akkoyunluların eline
geçmiştir.

 
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Safevi
Devleti’ni yenen Osmanlı orduları 1458′de Van’ı
fethetti ve bu fetih 1555 yılında yapılan Amasya
Antlaşması ile kesinlik kazanmıştır. Van Beyler
Beyliği’ne atanan Hüsrev Paşa ve Kayaçelebizade
Koçi Bey, kendi adlarını taşıyan birer cami
yaptırmışlardır. Aynı dönemlerde “Kitap-ı
Lugat-ı Vankulu” adlı eser Vankulu Mehmet Efendi
tarafından hazırlanmıştır.

 
XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra Van’da
ekonomik bakımdan güçlü olan Ermeniler ihtilal
cemiyetleri kurarak Ruslar’ın da desteğiyle
silahlanmaya başlamış, 1915′te bir çok kaza ve
köyde katliama girmişlerdir. Aynı yıl Van’ı
istila eden Ruslar, Ermenileri destekleyerek
şehri ateşe vermiş ve Osmanlı ahalisi şehri
boşaltmak zorunda kalmıştır. 1981 yılında Van,
yıkılıp yıkılarak büyük oranda nüfus kaybına
uğradığından, bugünkü yerinde yeniden
kurulmuştur.

 
Başlayan Türk harekatı karşısında işgal
ettikleri topraklardan çekilen Ruslar ve
Ermeniler, doğudaki aşiretlerin de desteğiyle
tamamen Anadolu’dan çıkarılmış ve Türk ordusu 2
Nisan 1918′ de Van’a girerek şehri kurtarmıştır.
16 Mart 1921′ de imzalanan Moskova antlaşması
ile Ruslar Van ve Bitlis’e ait isteklerinden
vazgeçmişlerdir. 29 Ekim 1923′te Vilayet merkezi
olan Van’da Devlet ve belediye tarafından alt
yapı çalışmaları başlatılmış, savaştan yakılıp
yıkılan şehir yeniden inşa edilmiştir.

 

 
Van İsminin Kaynağı

 
Bu konudaki bigiler tam olarak açıklığa
kavuşturulmamış ve bu bilgiler rivayetlerden
öteye gidememiştir. Evliya Çelebi ,
“Seyahatnamesi”nde Büyük İskender’ in Van
Kalesi’ndeki Vank adlı bir mabedden esinlenerek
buraya Van adını verdiğini söylemektedir. Bir
rivayete göre de, şehri genişletilip
güzelleştiren VAN isimli şahsın adından dolayı
şehre bu ismi verilmiştir. Bu konuda akla en
yatkın görüş ise, Urartuca Biane veya Viane’den
çıkmış olduğudur. Çünkü Urartulular kendilerine
Bianili demişler ve Urartuların hakim devrinde
Biane adı altında birçok şehir ve insan
topluluğu Van şehrinde toplanmıştır.

 
NÜFUS

 

Van ve Van Gölü çevresinde ele geçirilen tarihi
ve arkeolojik bulgular, bölgenin Anadolu’nun en
eski uygarlık merkezlerinden biri olduğunu,
dolayısıyla da o günün şartlarında nispeten
yoğun nüfuslu yöreler arasında sayılabileceğini
göstermektedir. Bölgede yer alan çok sayıda
tarihi kalıntılar, yerleşme ve nüfus yoğunluğu
hakkında bir dereceye kadar fikir verse de,
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine
gelinceye kadar geçen süre içindeki nüfus
gelişimi hakkında yeteri kadar sağlıklı bilgiye
sahip değiliz.

 
Bilinen en eski uygarlıklarından olan Urartular
dışında Van Gölü ve çevresi güçlü bir siyasi
organizasyona merkez olmamıştır. Bölge, Urartu
egemenliğinden çıktıktan sonra çesitli
devletlerin sınır bölgesinde sık sık el
değiştirmiştir. Bu nedenle çeşitli savaş ve
istilalar dolayısıyla nüfusta zaman zaman
azalmalar meydana gelmiştir.

 
Van Gölü çevresinin 19. yüzyıl öncesindeki
nüfusu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi
değiliz. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak elde
edilen verilere göre 19. yüzyılın son yıllarında
Van Merkez Sancağı ve Hakkari Sancağından
oluşan, bugünkü Bitlis, Muş, Ağrı ve Hakkari
illerinin de bağlı bulunduğu Van vilayetinin
nüfusu 430.000 idi. Osmanlı Salnamelerine
dayanılarak yapılan araştırmalara göre 1889′da
Van’ın merkez nüfusunun 35000, Gevaş’ın 13164,
Adilcevaz’ın 12697, Erciş’in 14774 ve
Muradiye’nin nüfusunun ise 13382 olduğu tespit
edilmiştir. Bunlardan başka Van’ın nüfusu
hakkında Osmanlı döneminde bazı bilgiler elde
edilmiş olsa da, bunların tahminden öte bilimsel
bir değeri yoktur. Bu nedenle bu rakamlara
dayanılarak zamanın nüfusu ve özellikleri
hakkında bir takım değerlendirmeler yapmak
sağlıklı olmayacaktır. Bu yüzden Van Gölü
çevresinde, özellikle Van’ın nüfusunun zaman
içindeki seyrinin ortaya konmasının Cumhuriyet
Devrinde düzenli periyodlarla yapılan nüfus
sayımlarının sonuçları ışığında yapılması daha
anlamlı ve gerçekçi olacaktır.

 
Yüksek ve anzali bir arazi yapısına sahip olan
Van Gölü çevresinde yerleşme ve nüfus,
genellikle daha ılıman iklim koşulları ve
nispeten verimli tarım topraklarının bulunduğu
alanlarla kıyı ovaları üzerinde toplanmıştır.
Söz konusu kıyı ovaları üzerindeki önemli
yerleşmelerin nüfusları aşağıda verilmiştir.

 

Van

 

Cumhuriyet Caddesi

 
Tablo : Van Gölü Çevresindeki Yerleşim
Yerlerinin Yıllara Göre Nüfusları *

 

 
VAN

 
ERCİŞ

 
MURADİYE

 
GEVAŞ

 
GÜRPINAR

 
EDREMİT

 
1935

 
9562

 
4669

 
710

 
1750

 
559

 
792

 
1940

 
11785

 
5841

 
1960

 
2015

 
570

 
824

 
1945

 
14266

 
6054

 
1548

 
2258

 
812

 
911

 
1950

 
15664

 
7048

 
1197

 
2442

 
865

 
911

 
1955

 
17254

 
9181

 
1450

 
2855

 
805

 
954

 
1960

 
22045

 
9927

 
1864

 
5580

 
1006

 
1062

 
1965

 
51451

 
14072

 
2518

 
4019

 
1004

 
1401

 
1970

 
46751

 
19552

 
4015

 
4944

 
1957

 
2595

 
1975

 
65665

 
22551

 
6654

 
6555

 
2057

 
2276

 
1980

 
92801

 
27582

 
10521

 
7410

 
2866

 
2569

 
1985

 
110655

 
56582

 
12085

 
8607

 
5556

 
5557

 
1990

 
155623

 
40481

 
11167

 
9994

 
3994

 
4790

 
2000

 
284464

 
70881

 
19702

 
10988

 
6211

 
6481

 
* Belirtilen nüfuslar şehir merkez nüfusları
olup, köy nüfusları dahil değildir.

 
Grafik : Yıllar itibariyle Van Merkez İlçe
(Köyler hariç) nüfus gelişimi

Birinci Dünya Savaşı sırasında (20 Mayıs 1915)
Van’ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle
nüfusun büyük bir kısmı Van’ı terk ederek
Anadolu’nun daha güvenli bölgelerine göç
etmiştir. Rus ve Ermeni işgaliyle şehir, gerek
şekil, gerek nüfus ve gerekse fonksiyon yönünden
büyük değişikliklere uğramıştır. Çok sayıda
binanın tahrip edilmesi sonucu şehir küçülmüş,
önceleri Türk ahalinin göç etmesi, daha sonra
ise Ermeni nüfusun bölgeyi terk etmesi ile
şehrin nüfusu o kadar azalmıştır ki 1889′da
35000 olan nüfus bu dönemde 7000′e kadar
düşmüştür.

1927-55 arasındaki hızlı nüfus artışı büyük
ölçüde 1933 yılında yapılan bir idari düzenleme
ile Hakkari’nin ilçe yapılarak Van’a
bağlanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bu durum
uzun sürmemiş, 1936 yılında çıkarılan bir yasa
ile Hakkari yeniden il yapılmıştır. Aynı yıl
yürürlüğe giren bir başka yasa ile de Bitlis il
olmuş ve Van’ın Ahlat ilçesi Bitlis’e
bağlanmıştır.

İl nüfusunda anormal artış ve düşüşlere yol açan
bu arızi durum dikkate alındığında;

1927-97 yılları arasında Van nüfusunun, 1935-40
yılları arası hariç, daima ülke ortalamasının
üzerinde arttığı görülür. 1960-65 yılları
arasında %46.9 a ulaşan yıllık nüfus artış
hızıyla Van’da bir nüfus patlaması
gerçekleşmiştir. Takip eden yıllarda yıllık
artış hızında bir miktar düşüş kaydedilmişse de
bu hız ülke ortalamasının üzerinde gerçekleşmiş
ve bugünkü nüfusa ulaşılmıştır.

 
Tablo : İlçelere göre şehir ve köy nüfusu,
yıllık nüfus artış hızı, yüzölçümü ve nüfus

yoğunlukları

 

 
2000

 
Genel Sayımı

 
Nüfus

 
Yıllık Artış

 
Nüfus Hızı

 

 
Yüzölçümü Yoğunluğu

 
Nüfus Yoğunluğu

 
İlçe

 
Toplam

 
Şehir

 
Köy

 
Toplam

 
Şehir

 
Köy

 
Km2 (1)

 

 
Toplam

 
877.524

 
446.976

 
430.548

 
31.96

 
53.19

 
13.84

 
19.299

 
45

 
Merkez

 
356.494

 
284.464

 
72.030

 
53.93

 
60.30

 
32.10

 
1.838

 
194

 
Bahçesaray

 
16.795

 
3.524

 
13.271

 
2.65

 
12.30

 
6.27

 
490

 
34

 
Başkale

 
55.563

 
14.114

 
41.449

 
0.06

 
15.12

 
5.63

 
2.731

 
20

 
Çaldıran

 
56.485

 
12.841

 
43.644

 
29.91

 
98.79

 
16.24

 
1.587

 
36

 
Çatak

 
23.816

 
5.892

 
17.924

 
9.05

 
28.83

 
3.32

 
1.858

 
13

 
Edremit

 
18.005

 
6.481

 
11.524

 
24.35

 
30.23

 
21.19

 
270

 
67

 
Erciş

 
147.421

 
70.881

 
76.540

 
39.05

 
56.00

 
25.56

 
1.875

 
79

 
Gevaş

 
29.557

 
10.988

 
18.569

 
7.92

 
9.48

 
16.95

 
967

 
31

 
Gürpınar

 
37.226

 
6.211

 
31.015

 
14.29

 
44.14

 
22.78

 
4.118

 
9

 
Muradiye

 
54.692

 
19.702

 
34.990

 
31.18

 
56.76

 
19.21

 
1.049

 
52

 
Özalp

 
59.892

 
6.997

 
52.895

 
25.40

 
35.21

 
24.18

 
1.558

 
38

 
Saray

 
21.578

 
4.881

 
16.697

 
19.33

 
53.33

 
11.24

 
958

 
23

 
(1)Yüzölçümüne göller dahil değildir. Harita
Genel Komutanlığı’ndan temin edilen 1/1.000.000
ölçekli haritadan hesaplanmıştır.

 
İlimizin 2000 yılındaki nüfusu 877.524,
1990-2000 dönemindeki yıllık nüfus artış hızı %
32 ‘dir. İlimize bağlı bulunan 11 ilçeden Erciş
ilçesi 147.424 nüfusu ile en fazla nüfusa,
Bahçesaray ilçesi ise 16.795 nüfusu ile en az
nüfusa sahip olan ilçelerimizdir. İlimizin
yıllık nüfus artış hızı en yüksek olan ilçesi
%39.05 ile Erciş iken en az olan ilçesi % -14.29
ile Gürpınar’dır.

 
İlimizin Merkez ilçesinin şehir nüfusu artış
hızı % 60.3′tür. İlimize bağlı ilçelerin, merkez
ilçe hariç, şehir nüfusları incelendiğinde,
şehir nüfusu en fazla olan ilçenin Erciş ilçesi,
en az olan ilçenin ise Bahçesaray ilçesi olduğu
görülmektedir. Şehir nüfus artışının en fazla
olduğu ilçe % 98.79 ile Çaldıran ilçesi, en az
olduğu ilçe % -15.12 ile Başkale ilçesidir.
İlimize bağlı bulunan tüm bucak ve köylerin
yıllık nüfus artış hızı %13.84′tür.

 
Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir km2′ye
düşen kişi sayısı, il genelinde 45 ve il
merkezinde 194 iken ilçelere göre, 9 ile 79 kişi
arasında değişmektedir. Yüzölçümü büyüklüğüne
göre, ilk sırada yer alan Gürpınar ilçesinde
nüfus yoğunluğu 9, yüzölçümü en küçük olan
Edremit ilçesinde nüfus yoğunluğu 67 kişidir.

İlimizde bulunan toplam 567 köyden 243′ünün
nüfusu 500′ün altında olup, köylerimizin büyük
bir çoğunluğu yüksek bir nüfusa sahiptir.

 
Son 73 yılda ülkemizin nüfusu yaklaşık 5 kat
artış göstermiştir. Aynı dönemde, İlimizin
nüfusu 11.6 kat artış göstermiş ve 2000 yılında
877.524′e yükselmiştir.

1927-1935 döneminde ilimizin yıllık nüfus artış
hızı %39.6′dır.

İlimizin nüfusu 1927-2000 döneminde sürekli
artış göstermiştir. İlimizde en yüksek yıllık
nüfus artış hızı % 46.93 ile 1960-1965 döneminde
ve en düşük yıllık nüfus artış hızı ise % 17.38
ile 1935-1940 döneminde gerçekleşmiştir.
1990-2000 döneminde Van ili’nin yıllık nüfus
artış hızı % 32 dir.

 

NÜFUS VE KENTLEŞME

 
Tablo: 2000 Genel Nüfus Sayımına Göre İlimizde
Şehir ve Köy Nüfusunun Toplam Nüfus içindeki
Yüzdeleri

 
İlçe

 
Toplam Nüfus

 
Şehir Nüfusu

 
Şehir %

 
Köy Nüfusu

 
Köy %

 
Merkez İlçe

 
356.494

 
284.464

 
79

 
72.030

 
21

 
Bahçesaray

 
16.795

 
3.524

 
20

 
13.271

 
80

 
Başkale

 
55.563

 
14.114

 
25

 
41.449

 
75

 
Çaldıran

 
56.485

 
12.841

 
22

 
43.644

 
78

 
Çatak

 
23.816

 
5.892

 
24

 
17.924

 
76

 
Edremit

 
18.005

 
6.481

 
35

 
11.524

 
65

 
Erciş

 
147.421

 
70.881

 
48

 
76.540

 
52

 
Gevaş

 
29.557

 
10.988

 
37

 
18.569

 
63

 
Gürpınar

 
37.226

 
6.211

 
16

 
31.015

 
84

 
Muradiye

 
54.692

 
19.702

 
36

 
34.990

 
64

 
Özalp

 
59.892

 
6.997

 
11

 
52.895

 
89

 
Saray

 
21.578

 
4.881

 
22

 
16.697

 
78

 
İlimizin Merkez ilçesindeki nüfusun %79′u şehir
merkezinde yaşarken %21′i Merkeze bağlı köylerde
yaşamaktadır.Diğer ilçe nüfuslarının yüzdelerine
baktığımızda;

%48 ile en yüksek şehir nüfusuna sahip ilçemiz
Erciş iken, %11 ile en düşük şehir nüfusuna
sahip ilçemiz Özalp’tır.

 
İlimizde bulunan 118.514 hane halkının yaklaşık
%55′i şehirde yaşamaktadır. İl genelinde
ortalama hane halkı büyüklüğü 7.5′dir. Muradiye
ilçe merkezi 9.7′lik ortalama hane halkı
büyüklüğü ile en yüksek, Edremit ilçe merkezi
6.4′lük ortalama hane halkı büyüklüğü ile en
düşük değere sahiptir.

 
GÖÇ ve İSKAN

 
Bir yerleşim yerinin nüfus yapısını ve nüfus
artış hızını etkileyen en önemli faktörlerden
biri de nüfus hareketleri, yani göçlerdir.
Göçler, ekonomik gelişmenin ve toplumsal
canlılığın hem sonucu, hem de sebebidirler.
Sonucudurlar çünkü, bir yerleşim yerinin
ekonomik gelişmesi ve toplumsal canlılığı bu
yerleşim yerinin diğer yerleşim birimlerinden
nüfus, yani göç almasına sebep olurlar.
Sebebidirler çünkü, herhangi bir sebepten göçe
maruz kalan bir yerleşim yeri, göçün yarattığı
nüfus baskısı sonucu ekonomik kaynaklarını daha
rasyonel ve verimli kullanmaya yönelirler ve bu
da ekonomik ve toplumsal gelişmeye yol açar. Bir
yerleşim yerinin göç alma ve/veya göç verme
eğilimi, bu eğilimin ortaya çıkardığı net göç
oranı ve bunun niteliği, o yerleşim yerinin
toplumsal ve ekonomik yapısı hakkında bize
çarpıcı bilgiler sunar.

 
Tablo : 1985- 1990 yılları arasında İçe Göç,
Dışa Göç ve Net Göç Hızı

 
Nüfus

 
TÜRKİYE

 
DOĞU A.

 
VAN

 
İçe göç

 
4.065.173

 
255.871

 
22.187

 
Toplam göç içindeki pay,%

 
1.000

 
63

 
5

 
1990 nüfusu içindeki pay, %

 
80

 
56

 
43

 
Dışa göç

 
4.065.173

 
724.374

 
42.967

 
Toplam göç içindeki pay, %

 
1000

 
178

 
11

 
1990 nüfusu içindeki pay, %

 
80

 
157

 
83

 
Net göç (1)

 

 
-468.503

 
-20.780

 
Net göç hızı,%

 

 
-102

 
-40

 
(1) Türkiye toplamında iç göç dış göçe eşittir.
(2) 1990 Nüfus Sayımı esas alınarak yapılmıştır.

 

Van İli, yani bölge müdürlüklerinin merkezi
olması ve bünyesinde bir üniversiteye sahip
olması ayrıca, ordunun bu ilde günümüzde de
kolordu düzeyinde teşkilatlanmış olması ilimizin
kamu hizmetlileri olarak; subay, asker,
öğretmen, öğretim üyesi ilin önemli oranda nüfus
çekmesine yol açmıştır. Ayrıca idari
teşkilatlanmadaki konumu itibari ile kamu
yatırımlarından aldığı pay da ekonomik hayata
nispi bir canlılık kazandırmıştır. Fakat, buna
rağmen Van, orta düzeyde net göç veren,
gelişmişlik sıralamasında en altlarda yer alan
bir il olmaktan kurtulamamıştır ki bu durumu iki
temel sebebe bağlamak mümkün görünmektedir: İlde
hakim olan ekonomik faaliyetlerin tarım ve
hayvancılığa dayalı olması ve bu faaliyetlerinde
geleneksel olarak geçimlik düzeyde sürdürülmesi,
buna bağlı olarak Türkiye ortalamasının üzerinde
seyreden yüksek nüfus artışının yol açtığı
sorunlar. Nüfus baskısının, tarım ve hayvancılık
alanlarında ve göç verme yolları ile
azaltılması, geleneksel ekonomik ve toplumsal
yapının sürdürülebilmesini sağlamaktadır.

Yukarıda sayılan iki temel sebepten dolayı Van
İli bugüne kadar sahip olduğu potansiyelleri
dahi kullanamamış, geri kalmışlık zincirini
kıramamıştır. Fakat, 1990′lı yıllarda Van’ın,
özellikle Merkez ilçenin, maruz kaldığı kitle
halinde göçler ve bu göçlerin yarattığı
toplumsal ve ekonomik sorunlar, bugüne kadar
sürdürülmesi mümkün olan geleneksel ekonomik ve
toplumsal yapıları sürdürülemez hale getirmiş ve
Van’ı ekonomik ve toplumsal açıdan köklü
dönüşümlerin eşiğine getirmiştir.

 
Van’ın, özellikle de Merkez ilçe’nin, maruz
kaldığı nüfus baskısını ve bu nüfus baskısının
ortaya çıkardığı sorunları, ekonomik ve
toplumsal dönüşüm için tarihi bir fırsat olarak
değerlendirebilmek, her şeyden önce göç eden
nüfusun akılcı politikalarla kalıcı olarak iskân
edilmeleriyle mümkündür. Göç edenlerin iskânına
yönelik politikalar, ilk bakışta pahalı
görünmelerine karşılık, orta ve uzun vadede
sürdürülebilir olan, ekonomik, toplumsal ve
siyasal dönüşümü ve bütünleşmeyi sağlayacak
yegane yol gibi görünmektedir. 1996 yılında
terör nedeni ile Van’a göç edenlerin iskanına
yönelik olarak, valiliğin girişimi ve
öncülüğünde kurulan Yalım Erez Mahallesi bu
yolda atılan kapsamlı, düşünülmüş ciddi bir
adımdır. Bu adım, kendinden beklenen başarıya
tam olarak ulaşması ile benzer iskan
projelerinin de hayata geçirilmesine örnek
olacaktır.

 
İlimizde 12 ve daha yukarı yaştaki nüfus içinde
iş gücüne katılma oranı % 59 olup cinsiyete göre
önemli farklılık göstermemektedir. İş gücü
katılma oranı erkek nüfus için %70, kadın nüfus
için %47′dir. Erkek nüfusunun işgücüne katılma
oranı köyde %84 iken, il merkezinde %61, ilçe
merkezlerinde %59′dur. Erkek nüfusta Başkale
ilçe merkezinde iş gücüne katılma oranı %72 ile
en yüksek, Bahçesaray ilçe merkezinde %46 ile en
düşük düzeydedir. İş gücüne katılma oranı kadın
nüfus için yerleşim yerine göre çok büyük
farklılık göstermektedir. Köydeki her 100
kadından 88′i işgücündeyken bu oran il
merkezinde %9, ilçe merkezlerinde ise %7′dir.

 
İstihdam edilen nüfusun iş gücü nüfusu içindeki
oranı; erkek nüfus için %85, kadın nüfusu için
%95′dir. İstihdam edilen nüfusun ekonomik
faaliyete göre yapısı, yerleşim yerine ve
cinsiyete göre değişmektedir. İstihdamdaki erkek
nüfusun %43′ü hizmet sektöründe çalışmaktadır.
Bu oran il merkezinde %78, ilçe merkezlerinde
%79 ile köylerden daha yüksek orana sahiptir. İl
genelinde tarım sektöründe istihdam edilen erkek
nüfusun oranı %47 iken, köyde bu oran %77′ye
yükselmektedir. İstihdam edilen kadın nüfusun
%95′i tarım sektöründedir. Köyde istihdam edilen
kadın nüfusunun hemen hemen tamamı tarımda
çalışırken, şehirde istihdam edilen kadın
nüfusunun çoğunluğu hizmet sektöründe
çalışmaktadır.

 
EĞİTİM

 
Tarihi çok eskilere dayanan Van, çeşitli
uygarlıklara adeta beşiklik etmiştir. Tarih
boyunca bir çok savaşlara sahne olmuş, bu
nedenle de bazı kavim ve milletlerin
hükümranlığına girmiştir. Medler, Persler ve
Romalılar’ın yöreye hakim olduklarını tarihi
kaynaklardan öğrenmekteyiz. Van, ilk defa Hz.
Ömer zamanında sahabe’den Hz. İlyaz kumandasında
bir ordu ile fethedilir. 1021 yılında
Bizanslılar’ın yönetimine girmiş, 1065′te de
bölge Sultan Alpaslan tarafından fethedilmiştir.

 
Sonradan Van Bölgesinin Zengi’lerin,
Eyyubi’lerin, Artuklular’ın, İlhanlılar’ın,
Celayirliler’in, Akkoyunlular’ın, Safeviler’in
ve 1387′de de Timurlular’ın eline geçtiğini
görüyoruz.

Bölge, giderek güçlenen Osmanlılar’la Safeviler
arasında zaman zaman el değiştirir. Nihayet,
1548′de kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girer.

İnsanlık tarihiyle birlikte var olan eğitim,
toplum ve devletler hayatında hayati bir
fonksiyona sahip bir unsurdur. Van’da eğitim çok
eskilere dayanır. Bu nedenle Van’da eğitimi
Cumhuriyet öncesi ve sonrası ele almakta yarar
var diye düşünmekteyiz.

 

 

 

 

  <font face=”Tahoma” style=”font-size


Henüz Yorum Yok şimdiye kadar
Yorum yapın



Yorum yapın
Line and paragraph breaks automatic, e-mail address never displayed, HTML allowed: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>