Kategori: Röpörtajlar
Fazıl Say gibi bu ülkenin nadide sanatçılarından birinin ülkenin gidişatına yönelik eleştirileri, istemleri ve sitemleri karşısında sözde aydınlar, sanatçılar, şahsiyetler ve yetkililerin klişe tutumları, her defasında olduğu gibi piyesleştirilemeyecek kadar dramatik haldedir. Fazıl Say yetenekli, dünya çapında sayısı az olan piyano virtüözlerinden biri olmakla kalmayıp; demokrat, aydın ve bir sanatçı olarak Sivas’ta katledilen 37 aydın ve sanatçının anısına katliamın 10. yılında Metin Altıok Oratoryosu yazdı. Bir oratoryoyu yazarken, bir değer ortaya çıkarırken, toplumsal bir acıyı kendi acısı bilip bir katliamı dile getiriyor; eserini halka sunmak istiyordu. Fazıl Say, yaşanmış bir gerçekliği sanat eseriyle tarihe kaydettirmek isterken, bu iktidarın o dönemdeki Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sansürlenmiştir. Eser Ortaçağ zihniyetinin surlarına çarpmış, bazı bölümleri çıkarılmak zorunda kalmıştı. Sanatsal yaratım özgürlüğünü savunan bir sanatçı, bu durumu hazmedemeyeceği gibi, ülkenin genel gidişatı karşısında da kaygılarını, endişelerini haklı olarak dile getirmiştir.
‘İnsanın içinden gitmek geliyor…’ biçimindeki açıklamalarının akabinde gelişen siyasal tepkilerin çeşitleri basında yeterince yer aldı. ‘Sanatçı der duygusaldır’, ‘Bir dahidir, dahiler delidir’, ‘Sanatçı sivri dillidir’, ‘O kendini bir b.k sanıyor’ vb. içerikteki karşı değerlendirmeler, Say’ın düşüncelerini küçümseyen, hakaret eden, yeterince anlamayan veya anlamazlıktan gelinen yaklaşımlardır. Zira Fazıl Say’ın çıkışı siyasal bir çıkıştır. Onu böyle bir isyan noktasına getiren sosyal ortamda yaşanan kaostur. Ve bu alan tartışmaya açılabilmeli ki, bugüne kadar kültür ve sanat alanına dönük aydın ve sanatçılardan gelen seslerin neden cılız çıktığını, seslerini duyuramamalarının önünde ne gibi engellerin olduğunu topluma daha iyi anlatabilelim.
Türkiye’deki siyasal gidişattan endişe duyan, sorunu salt mevcut iktidarda ele almayan, genel devlet anlayışıyla ilgili endişeler taşıyan; demokrasinin gerilediği, milliyetçiliğin yükseldiğini düşünen, ülkenin geleceğinden kaygılanan başka aydınlar ve bireyler de var. Üzerinde yaşadığımız toprakların sanatçıları da çok acı çekti, horlandı, karanlık güçlerin kör kurşunuyla öldürüldü. Nazım Hikmet uzaklarda memleket hasretiyle öldü, Sabahattin Ali sınır boylarında vuruldu, Musa Anter’in 73′ünde apak saçları kana bulandı, Kürt yazar Mehmed Uzun 30 yıl yurtdışında sürgün hayatı yaşadı ve amansız hastalığa da sürgünde yakalandı. Yurtdışında sanat çalışmalarını sürdüren Kürt sanatçı Dîyar söylediği türküden dolayı yurtdışı yasağına mahkum edildi. Ve daha birçok sanatçı, aydın, yazar benzer vakaların kurbanı oldu. Sansür uygulanmakta olan genel politikaların bir parçasıdır.
Sistemde devlet otoritesinin özgürlüğü bireyin özgürlüğünün sınırı olduğu için, sakat bırakılmış bir eserin sahibi olan sanatçı, kırılmış, büzülmüş, içe kapanmış, geri çekilmiş halde kaygılarla yaşıyor. Duygu ve düşünceleri böylesine sınırlandırılmış bir sanatçı yeniden yaratmanın neresinde olabilir? Bir otoriteye bağlı kalmış bir sanatçı toplumun parçası olabilir mi? Nasıl ki, yararlı düşüncelerin ve duyguların özgürce açıklanması ve tartışılması demokrasinin gereği ise, bir sanatçının toplumun hizmetine sunmak için yarattığı eserini halkla buluşturma özgürlüğü önünde engellerin kaldırılması da demokrasinin gereğidir.
Sanat ve resmi ideoloji, sanat ve iktidar, sanat ve halk, sanat ve özgürlük ilişkileri aydınlar düzeyinde tartışılırken, bunun topluma mal edilmesi, halka da taşınması ve doğru tartıştırılması ve yönlendirilmesi gerekir. Demokratik bir toplum olabilmek hoşgörü toplumu olmaktan geçer. O zaman gerçek sanat filizlenir, boy verir. Sanat büyüden doğduğuna göre sanatçı da büyücününkine yakın bir sosyal fonksiyonu gerçekleştirmekle yükümlüdür. Arkasında sürek avı da olsa özgürlükten başka yürünecek yolu, tutunacak dalı yoktur!
TÜRKAN İPEK
Henüz Yorum Yok şimdiye kadar
Yorum yapın
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>